29 Ekim 2010 Cuma

Fransız profesör nasıl Müslüman oldu



Fransız bir profesör olan Dardennes Roland'ın Müslüman bir kadın doktor vesilesiyle İslam'la şereflenip, Prof. Şerif olmasının hikayesi...


29 Ağustos 2009 Cumartesi - 14:29

Ersen Akyıldız / TIMETURK

Fransa’da yaşayan Suudi doktor kadın, Fransız bir profesörün İslam’ı seçmesine vesile oldu.

Psikoloji üzerine doktora yapmış olan ve şimdi de sinirbilimi üzerine çalışan Dr. Nebal el-Anbar Paris’te 10 yıldan beri çalışıyor.

Dinine sıkı sıkıya bağlı bir Müslüman kadın olan Nebal, İslam’ı iş arkadaşları arasında yaymak için de elinden geleni yapıyor. Boş kaldığı tüm zamanlarda Kur’an ayetlerinin fotokopilerini alıp gayr-i müslim arkadaşlarına dağıtan Dr. Nebal, onlarında kendisine merakla sorular sorduğunu da bildiriyor.

Çabaların ilk meyvesi

Nebal’in Fransız iş arkadaşlarından 48 yaşındaki Prof. Dardennes Roland da Riyad’a yaptığı bir seyahatte uğradığı Davet Merkezi’nde Müslüman oldu.

Paris Descartes Üniversitesi’nde Psikiyatri dalında profesör olan Dr. Dardennes – şimdiki ismiyle Şerif – Engelli Araştırmaları Prens Selman Merkezi’nin düzenlediği tıbbi bir konferansta İslam’la nasıl şereflendiğini anlattı.

Medya İslam'a karşı önyargılı

Önceleri sadece Fransız gazetelerindeki önyargılı şiddet haberlerinden İslam hakkında fikir sahibi olduğunu belirten Şerif, Dr. Nebal ile tanıştıktan ve onun dinine olan güçlü imanını, ibadetlerini ve günlük yaşantısını gördükten sonra ise yanlı medyanın yazıp çizdiklerinin ona hiçbir anlam ifade etmediğini söyledi.

Medyanın her toplumda görülebilecek aşırı uçları ve onarlın yaptığı şiddet eylemlerini merkeze alarak İslam hakkında yanlış görüşler beyan etmesini artık kabul edilemez bulduğunu ifade eden Profesör Şerif, Müslüman olma sürecinde ise Dr. Nebal’in iş yoğunluğunda bile ibadetlerinden geri kalmamasının kendisine İslam’ı daha tarafsız öğrenme konusunda ilham kaynağı olduğunu belirtti.

İslam’ın batıda maneviyattan yoksun bir siyasi hareket olarak gösterildiğini kaydeden Prof. Şerif, Dr. Nebal gibi insanların ise bunu çürüttüğünü söyledi ve İslami yaşam tarzının – günlük beş vakit namaz, Kur’an okumak ve Ramazan’da oruç tutmak – kendisini hem etkilediğini hem de İslam’a girmesine vesile olduğunu belirtti.

Ayrıca Suudi Arabistan’da insanların cemaatle namaz kılarken gösterdiği kibarlık ve tevazunun da kendisini çok etkilediğini belirten Şerif, daha önce Müslümanların günlük ibadetler yaptığını bilmediğini ve bu ibadetlerin hem derin bir maneviyat içermesi hem de günlük hayatla bu kadar irtibatlı olabilmesinin ise kendisini oldukça şaşırttığını ifade etti.

İslam’a geçmeden bir gün önceki gecede hissettiklerini anlatacak kelime bulamadığını söyleyen Şerif, en büyük korkusunun ise - neyse ki bunun doğru olmadığı kendisine daha sonra öğretilmiş - İslam’a geçmeden önce Kur’an’ı orjinal metninden okuma zorunluluğu olduğunu ifade etti.

Şimdi sıra ailesinde

Hıristiyan bir ailede doğan Şerif’in şimdiki arzusu ise Japon annesi, Fransız babası, 12 ve 15 yaşlarındaki kızlarına İslam’ı anlatmak. Şerif’in anlattığına göre, babası farklı dinler üzerinde çalışma yapmış birisi ve İslam hakkında sahip olduğu önyargıları kendisiyle mantıklı bir şekilde tartışıldığında bir kenara bırakabilecek bir mizaca sahip. Profesör, bu yüzden babasına İslam’ın gizemli ve manevi yönlerini anlatmak için sabırsızlandığını söylüyor.

'İnsanlık denizinde küçük bir damla'

Prof. Şerif’in Mekke yolculuğu ise tam anlamıyla eşsizmiş. Daha önce de Kabe hakkında belgeseller izlediğini, dolayısıyla belli bir fikre sahip olduğunu belirten Şerif, ancak hac tecrübesini bilfiil yaşamanın ise hepsinden çok daha farklı bir deneyim olduğunu şu sözlerle ifade ediyor:

‘Kabe’nin yanındayken kendimi insanlık denizinin küçük bir damlası gibi hissettim.

Amerikalı yazar Müslüman oldu


Bugün Gazetesi




Amerika uyruklu Hristiyan gazeteci-yazar Müslüman oldu.

Amerika Birleşik Devletleri(ABD) uyruklu Hristiyan gazeteci-yazar Razinah M. Rahman(65), Antalya'nın Manavgat ilçesi Manavgat Müftülüğü'nde yapılan din değiştirme töreniyle Müslüman oldu. Manavgat Müftüsü Halil Taş'ın huzurunda kelime-i şahadet getiren ABD'li gazeteci-yazar Ayşe ismini aldı.

Müftü Halil Taş ile vaize eşi Fedan Taş, İslam dinini seçen Razinah M. Rahman'ı tebrik ederek İngilizce Kur'an-ı Kerim ile İslam İlmihali kitabını hediye etti. Müslüman olmayı kendi gönül rızasıyla kabul ettiğini belirten Rahman, yeni dinini seçmesinde hiç kimsenin telkinin olmadığını söyledi. Rahman, "İslam dinini kendi gönül rızamla seçtim. 5 yıldır İslam diniyle ilgili araştırma yapıyordum. İslam dinini araştırdıkça Müslümanlığa karşı ilgi ve alakam arttı. İngilizce olarak Kur'an-ı bir defa baştan sona okudum. İçindeki ilahi mesajlar beni çok etkiledi. Huzur buldum. İslamiyet'in benim dünya görüşüme ve hayat ilkelerime uygun olduğuna inandığım için Müslüman olmaya karar verdim. Kelime-i şahadet getirerek huzura erdim." diye konuştu.

Müftü Taş da Müslüman olmuş birinin geçmiş günahları affolunarak annesinden yeni doğmuş bir bebek gibi tertemiz olacağını söyledi.

Öte yandan Manavgat Müftülüğü'nde 46 yıllık süre içinde 116 gayri Müslim İslam dinini seçti. Bunun 20'si ise 2009 yılında Müslüman oldu. 2010 yılı 12 Şubat tarihi itibariyle ise ilçede 2 yabancı İslam'la şereflendi.


13 Şubat 2010 Cumartesi


http://www.bugun.com.tr/haber-detay/92971-amerikali-yazar-musluman-oldu-haberi.aspx

Kariyer sahibi İngiliz kadınlar İslam’ı seçiyor



İngiliz Daily Mail gazetesi, son yıllarda kariyer sahibi çok sayıda İngiliz kadının İslamiyet’i seçtiğini yazdı

• İngiltere eski başbakanı Tony Blair’in gazeteci baldızı Lauren Booth’un (43) Müslüman olmasının yankıları sürerken, Daily Mail gazetesi, ülkede son yıllarda kariyer sahibi birçok İngiliz kadının İslam’ı seçtiğine işaret etti. “Neden modern, kariyer sahibi kadınlar İslam’ı seçiyor?” başlıklı haberde, farklı nedenlerle Müslüman olan İngiliz kadınların açıklamalarına yer verdi.

İSLAM İLE AYDINLANDIM

Müzik kanalı MTV’nin Müslüman olan ünlü spikeri Kristiane Backer, İslam’ın değer sisteminin Batı’dan çok farklı olduğunu söyleyerek, “Her şeyi Allah için yapmak benim için çok önemliydi” dedi. Müslüman olan kadınlardan Camilla Leyland, işi gereği seyahat ettiği ülkelerde İslamiyeti inceleme şansı bulduğunu, Müslüman olarak çok farklı manevi duygular yaşadığını söyledi. Ünlü simalardan eski DJ Lynne Ali’nin ise, şimdi 5 vakit namazını kaçırmadığı, aydınlanmayı İslamiyette bulduğunu belirtti. • DAILY MAIL

Muhammed Oliver’ı geçti

İslamiyet’in İngiltere’de ihızla yayıldığına ilişkin bir başka gösterge ise, “Muhammed” adının ülkedeki en popüler erkek ismi haline gelmesi oldu. İngiliz Ulusal İstatistik Kurumu, farklı yazılışlarıyla birlikte, İngiltere’de geçen yıl 6255 bebeğe “Muhammed” ismi verildi. En popüler erkek isimleri listesinde Mohammed 16., Muhammed 36., Mohammad ise 62. sırada yer alıyor. Bu ismin tüm farklı yazılış şekilleri toplandığında ise Muhammed ismi listede birinci sıradaki “Oliver” isminin yerini alıyor. “Jack” isminin ise yerini 14 yıldan sonra Oliver’a kaptırdığı belirtildi.

URL: http://www.stargazete.com/dunya/kariyer-sahibi-ingiliz-kadinlar-islam-i-seciyor-305303.htm Tarih: 29 Ekim 2010 Cuma, 00:06

28 Ekim 2010 Perşembe

‘Filistin’den etkilendim İran’da İslam’ı seçtim

Katolikken Müslüman olan ve başörtüsü takmaya başlayan Lauren Booth, “Ben İslam’ı seçmedim. İslam beni içine almaya karar verdi” dedi. Booth, türban yasağına karşı çıktı

İngiltere eski Başbakanı Tony Blair’in eşi Cherie Blair’in Müslümanlığı seçen kız kardeşi Lauren Booth, Katoliklikten İslam’a geçiş sürecini ve türban yasağı gibi tartışmalı konulardaki görüşlerini Milliyet’e anlattı.
Londra’daki evinde Milliyet muhabirini misafir eden Lauren Booth, Müslümanlıkla ilk sıcak ilişkisini 2005’te gazeteci olarak Filistin’e gittiğinde kurduğunu anlattı. Filistin’e girerken daha havaalanındaki kontrol noktasında büyük bir değişimin eşiğinde olduğunu hissettiğini belirten Booth, bütün o şiddetin, yoksulluğun, imkânsızlıkların ortasında insanların inançları sayesinde nasıl barışçıl duygular içinde yaşayabildiklerini hayretle gördüğünü söyledi.
Filistin’de yaşanan kargaşaya rağmen tanık olduğu bu sükunet dolu havadan çok etkilendiğini belirten Booth, daha sonra İran’a gidişinin sürecin başlangıcı olduğunu anlattı. İran’da gittiği bir kutsal mekanda bir anda Müslüman olmaya karar verdiğini belirten Booth, kelime-i şahadet getirdiğini ve içini büyük bir huzurun doldurduğunu söyledi. Booth, “Ben İslam’ı seçmedim, İslam beni içine almaya karar verdi” dedi.
Kendisi de İran’a giderken Müslüman olacağını bilmediği için, bu kararından ablası Cherie Blair’i önceden haberdar edemediğini de belirten Booth, Blair ailesinden kararına bir tepki gelmediğini söyledi ve “Gelse de aldırmazdım zaten” diye konuştu.
Booth, iki kızını Müslüman olarak mı yetiştireceği sorusunu da, “Ben onları dinlerini seçmeleri konusunda serbest bırakacağım. Ama onlar başımı örtmemden memnun oldular. Çocuklar muhafazakâr ailelerin içinde olmaktan mutlu oluyorlar” diye cevapladı.
Türkiye’ye gelmek istediğini, Türkiye’yi görmeyi çok istediğini belirten Booth, “En kısa zamanda geleceğim” dedi.

Örtünme yasağı kadına saygısızlık
Fransa gibi çeşitli örtüleri yasaklayan ülkelerde, kadının örtünmesiyle özgürlüğünden uzaklaştığının düşünüldüğünü, oysa bu düşüncenin yanlış olduğunu söyleyen Booth, bu konuda Türkiye’de de bazı sorunlar yaşandığını bildiğini ifade etti. Booth, “Bu yasaklar, kadının kararına saygısızlık. Bir kadın hem türbanlı olur, hem de her işi yapar. Bunun aksini düşünmek kadının aklını küçümsemektir” diye konuştu.

Booth, kızları Alexandra ve Holly ile...

26 Ekim 2010 Salı

Tony Blair’in baldızı Müslüman oldu


Britanya’nın eski Başbakanı Tony Blair’in eşinin kızkardeşi Lauren Booth Müslüman oldu. İngiliz Daily Mail gazetesi, 43 yaşındaki gazeteci ve yayıncı Booth’un, ‘evden çıkarken başörtüsü taktığını, beş vakit namaz kıldığını ve zaman zaman oturduğu bölgedeki camiye gittiğini söylediğini’ yazdı. Habere göre, altı hafta önce Hz. Fatıma Masume’nin İran’ın Kum şehrindeki türbesini ziyaret ettikten sonra Müslüman olmaya karar veren Cherie Blair’in kızkardeşi Lauren Booth, “Bir salı günü akşamüstüydü, oturdum ve ruhani bir şey hissettim, çok büyük mutluluk duydum” dedi.

İngiltere’ye döner dönmez Müslüman olmaya karar veren Booth ayrıca, artık domuz eti yemediğini, alkol almadığını ve hergün Kur’an-ı Kerim okuduğunu söyledi. Burka ya da çarşaf giyip giymeyeceği konusunda ise Booth, “Ruhani yolculuğumun beni nereye götüreceğini kim bilebilir ki” dedi.

İran’ı ziyaretinden önce de İslamiyete sempati duyduğunu ifade eden Booth, İran’ın İngilizce yayın yapan haber kanalı Press TV için çalışıyor. Booth, 2008’de 46 aktivistle birlikte Gazze’ye gitmiş, 2006’da İngiliz ITV kanalında yayınlanan bir yarışma programına katılarak buradan aldığı parayı Filistin’e yardım eden bir kuruluşa bağışlamıştı

25.10.2010

http://www.taraf.com.tr/haber/tony-blair-in-baldizi-musluman-oldu.htm.

26 Eylül 2010 Pazar

Türklerin yaşantısı Müslüman yaptı




Müslüman olan Alman Heinz: Tanıdığım Türkler'in yaşantısı beni İslamiyet'e yöneltti...


26 Eylül 2010 Pazar


http://www.bugun.com.tr/haber-detay/119775-turklerin-yasantisi-musluman-yapti-haberi.aspx

13 Eylül 2010 Pazartesi

Müslüman oluşu Almanya'yı sarstı

Çarşamba 01.09.2010 - 03:48

Zeynep Serdar / TİMETURK

Batı'da İslam karşıtı (İslamofobik) söylemler her geçen artıyor. Fakat buna rağmen İslam'a ilgi duyanların sayısı da çoğalıyor. Avrupa'lı kadınlardan biri olan Alman sunucu Kristiane Backer İslam'ın etkilediği şahsiyetlerdir.

önceki akşam El-Cezire televizyonunda yayımlanan “Sınır Yok” adlı programın yaptığı ropörtajda 1995 yılında Müslüman olan Kristiane: “Müslümanlığı seçtikten sonra MTV müzik kanalındaki programımın bitirilmesine, daha sonra kanaldan kovulmama ve Alman medyasında karşılaştığım saldırılara rağmen asla pişmanlık duymadım. İmanım o zor vakitleri atlatmama yardımcı oldu, para ve şöhret kaybı hiç önemli değil” diyerek seçiminden memnun olduğunu vurguladı.

İslam’la ilk tanışmasının İslami sanatlar ve mimari ile olduğunu açıklayan Christina ilerleyen süreçte İslam’ın insani boyutunu sonra fikri boyutunu tanıdığını şöyle ifade etti: “İslam’ın berraklığı beni cezbetti, insanın yaptıklarından sorumlu olması…Daha sonra bana İslam’ı anlatacak Müslümanlarla tanıştım.”

MTV’teki deneyiminin manevi eksikliğini doldurmadığını, İslam’ı tanıdıktan sonra hayatında yeni bir dönem başladığını şu sözleriyle anlatıyor: “Aşkı aramaya başladım, İslam’ı tanıdıktan sonra bende eksik olanın Allah sevgisi olduğunu fark ettim. Aradığımı bulunca da dini vecibelerini yerine getiren Avrupalı bir müslüman oldum.”

MTV müzik kanalının, Avrupa’yı kasıp kavuran ünlü sunucusu Kristiane, İslam’ı seçtikten sonra kişiliğinde ne gibi değişiklikler olduğu ve ailesinin bu konudaki tepkisi ile alakalı soruyu şöyle cevapladı:

“Eskisi kadar egoist bir insan değilim artık, daha faydalı işler yapıyorum, yardım kampanyaları vs, ailem ile daha çok ilgileniyorum.”



İslam’ı seçmesi üzerine Alman basınından aşırı tepkiler aldığını, arkadaşlarının ve ailesinin bir süre kendinden uzaklaştığını fakat anne babasının daha sonra durumu kabullendiğini şu sözleriyle anlattı: “İslam’ı seçmem hususunda ailemle uzun bir süre tartıştım fakat şu anda bu halimden gayet memnunlar.İslam’ın beni Allah’a daha yakınlaştırdığına kani oldular.Müslüman olmam en çok onların işine yaradı.Artık tüm önceliğim ailem.”

Bir müslüman ile yaptığı evliliğin yürümemesinin imanını etkilemeyişini “İslam benim en değerli hazinem, güç kaynağım” diyerek dile getirdi.

BATIYI GERÇEK MÜSLÜMANLARLA TANIŞTIRMALIYIZ

Batı’da İslam karşıtı (İslamofobik) söylemlerin artışına, İslam’ın esaslarına daha sıkı sarılmak, hakiki müslüman portresi çizmek ve Batı’nın İslam hakkındaki cehaletini gidermek suretiyle karşı konulabileceğini söyledi.

Bu konuda kendisinin ne gibi çalışmalar yaptığının sorulması üzerine, insanlara İslam’ı anlatmak, Batı’nın İslam hakkındaki yanlış tasavvurlarını düzeltmek için dinler arası diyalog gruplarında çalıştığını, Fransa’da peçe, İsviçre’de minare yasağının tehlikelerini açıklamak gibi daha yapacak çok şey olduğunu anlattı.



Son olarak, O’nu, hayatı konserlerde ve partilerde geçen meşhur bir kişilikten Hacc vazifesini yerine getirmiş ve dinine bağlı bir müslüman olmaya iten, hayatında köklü bir değişim yaratan bu seçimini anlattığı “MTV’den Mekke’ye” adlı kitabını İslam ülkelerindeki bir çok yayınevinin basmayı kabul etmesinin mutluluğunu yaşadığını söyledi.

İYİ ZAMANLAMA

Kristiane'ın bazı açıklamaları dinlerini unutan müslümanların yüzünü kızartsa da, Batı’da İslamofobinin arttığı şu dönemlere rastlaması iyi oldu. Batı’da yeni müslüman olanlar İslam’ı hakkıyla temsil ediyor ve yayılması için çaba sarf ediyorlar. Almanya’da İslam’ı seçenlerin büyük çoğunluğu davet alanında çalışıyor. Bu da İslam’ın yayılmasındaki en önemli etkenlerden biri. Öyle ki mescid müdavimlerinin kiliseye arada bir uğrayanlardan daha fazla olması, bazı Almanlarda, gençler ve kadınlar arasında gittikçe artan İslam’ın gölgesi altında bir devlet Hıristiyanlığı korkusunu doğuruyor.

Kristiane'ın İslamiyeti seçmesinin önemini artıran bir başka konu ise; Almanya’nın müslüman azınlığın en fazla olduğu Avrupa ülkesi olması. Yapılan bazı sayımlar 4-5 milyon müslüman olduğunu gösteriyor.

Dikkat çeken diğer bir nokta ise Müslüman olan Almanların çoğunun severek isteyerek yada müslüman biriyle evlendikten sonra müslüman olmaları, mescitlerdeki çalışmalara düzenli olarak katılmaları ve Almanca dini aktiviteler yapmaları.

“Der Spiegel” dergisi Almanların ve özellikle kadınların İslam’a bu denli ilgi göstermelerinin sebeblerini araştırdı. Almanya’daki İslami bir kurulun yayımlamış olduğu araştırma baz alınarak yapılan çalışma, 11 Eylül olaylarının,batı medyasının İslam karşıtı söylemlerinin, karikatür rezaletinin ve Papa 16. Benedict’in İslam hakkındaki insafsız açıklamalarının Avrupa’da İslam’ın yayılmasını engelleyemediğini, bilakis Almanya’da en çok kabul gören din olduğunu gösterdi. Yine bu araştırmaya göre, yeni Müslüman olanların çoğunu farklı ictimai tabakalardan insanlar, Müslümanlarla evlenip daha sonra hiçbir baskı altında olmadan kendi hür iradeleri ile İslam’ı seçen kadınlar oluşturuyor.

Öyle görünüyor ki, Almanya’da müslüman azınlık arasındaki kardeşlik bağları, bir çoklarını İslam’a çekiyor.Christina da bu konuya dikkat çekmiş, İslam karşıtı kampanyalara göğüs gerebilmek için dini değerlerimize sıkı sıkı sarılmamız gerektiğinin altını çizmişti.