14 Mart 2009 Cumartesi

ALMAN TURİZMCİ MANAVGAT'TA MÜSLÜMAN OLDU


İslamiyeti araştıran Alman turizmci Jeannette Brussing, Türk nişanlısını görmek için geldiği Manavgat'ta Müslüman oldu.
Almanya'nın Rogen şehrinde yaşayan 30 yaşındaki turizmci Jeannette Brussing, Türk nişanlısı Barış Kuru ve 6 yaşındaki kızı Angelina ile Manavgat Müftülüğü'ne geldi.
Kelime-i Şehadet getirerek Müslüman olan Brussing,'e Müftü Halil Taş tarafından ihtida belgesi verildi. Daha sonra Müftü Taş, Brussing'e, Almanca Kur'an-ı Kerim ve İslam ilmihali hediye etti.
İsmini ''Aslı'' olarak değiştiren Brussing, İslamiyet'i uzun süre araştırdığını ve Müslüman olmaya karar verdiğini söyledi. Brussing, ''Nişanlımla 1,5 yıl önce Side'de tanıştık. Onunla tanıştıktan sonra İslamiyet'i araştırdım. Yeni dinimi tanımamda başta nişanlım olmak üzere anne ve babası çok yardımcı oldu. İslamiyet dünya görüşüm ve yaşam ilkelerime uygun olduğu için Müslüman oldum'' dedi.
www.antalyabugun.com
10.2.2009

Endonezya nasıl Müslüman oldu?


Kendi halinde bir tüccardı. Bir gün kumaşları gemiye yükledi. Endonezya'ya gitti, oraya yerleşti. İşini orada devam ettirdi. Kumaşları kaliteliydi. Tam da halkın aradığı cinstendi. Kendisi de kanaat sahibi bir insandı. Kazancı az olsun, temiz olsun düşüncesindeydi. Bir gün geç geldi iş yerine. Eleman iyi bir kâr elde etmişti sattığı mallardan. Merak etti, sordu:
- Hangi kumaştan sattın?
-Şu kumaştan efendim.
-Metresini kaça verdin?
-On akçeye.
-Nasıl olur?" diye hayret etti,
-Beş akçelik kumaşı on akçeye nasıl satarsın? Bize hakkı geçmiş adamcağızın. Görsen tanır mısın onu?

Eleman gitti, müşteriyi buldu, getirdi. Dükkan sahibi müşteriyi karşısında görür görmez, helâllik istedi ve fazla parayı müşteriye uzattı. Müşteri şaşırmıştı. Böyle bir durumla ilk defa karşılaşıyordu.
-Ne demekti hakkını helâl et?
Olay kısa sürede dilden dile dolaştı. Çok geçmeden kralın kulağına kadar vardı. Sonunda kral kumaş tüccarını saraya çağırdı. Kral sordu:
-Sizin yaptığınız bu davranışı daha önce biz ne duyduk, ne de gördük. Bunun aslı nedir?
-Ben, dedi tüccar, bir Müslüman'ım. İslâm dini böyle emreder. Müşterinin bana hakkı geçmişti. Dolayısıyla kazancıma haram girmişti. Ben sadece bir yanlışı düzelttim.
Kral,
-İslâm nedir, Müslümanlık nedir? gibi peş peşe sorular sordu. Birer birer sorularını cevapladı. Kral ilk defa duyuyordu böyle bir dinin varlığını. Fazla zaman geçirmeden İslâm'ı kabul etti. Daha sonra kısa süre içinde de halk Müslüman oldu.

250 milyonluk nüfusa sahip olan bugünkü Endonezya'nın Müslümanlığı kabul etmesindeki sır sadece beş akçelik kumaştı. Yapılan tek şey vardı sadece: İnandığı gibi yaşamak, sahip olduğu güzellikleri çevresiyle paylaşmaktı. Efendimizin müjdesi herkese açık: "Doğru ve güvenilir tüccar, kıyamet gününde peygamberler, sıddıklar (doğrular) ve şehitlerle beraberdir." Yani, asıl etkili olan söz dili değil, hal diliydi. Konuşmaktan çok yaşamaktı. Anlatmaktan ziyade davranış dilinin devreye girmesiydi.

Kaynak : Mehmet Paksu, İman Hayata Geçince

İslam'ı 4 yıl araştırdı Müslüman oldu


Alman restoran işletmecisi, Türkiye'ye 40. gelişinde Müslüman oldu. Berlin'de yaşayan Hildegard Eitschberger (63) bugün Manavgat Müftülüğü'nde yapılan ihtida töreninde Müslüman oldu. Bayan Eitschberger, yeni ismini ise Aleyna olarak belirledi.

Müftü Halil Taş'la birlikte Kelime-i Şahadet getiren İspanyol asıllı Eitschberger, "Allah'a mutlak inanmanın mutluluğunu yaşıyorum." dedi. İslam'ın kendi seçimi olduğunu ifade eden Eitschgerber, kimsenin etkisi altında kalmadığını söyledi.

İslamiyet hakkında 4 yıldır araştırma yaptığını, Almanca olarak 2 defa Kur'an-ı Kerim'in mealini okuduğunu anlatan Eitschgerber, "Sürekli içimde Müslüman olma duygusu vardı. Side'ye 40. kez tatile geldim. İki gün önce bir arkadaşımla Külliye Camii'ni gezince Müslüman olmaya karar verdim. Müslüman olmamda Türklerin aile yapısı ve büyüklerine karşı hürmet göstermeleri etkili oldu. Bu hürmet ve saygıyı da dinlerinden dolayı yaptığını öğrendim." diye konuştu.

Side Kemer Mahallesi'nden 4 yıl önce ev satın alan Eitschberger, İslam'ı seçmesinde Türk restaurant işletmecisi Adem Ekşi'nin de katkısı olduğunu dile getirdi.

Türkiye ve Türk halkını çok sevdiğini kaydeden Eitschberger, Müslüman olduktan sonra kalbinde Allah'a ve son peygamber Hz. Muhammed'e(S.A.V) inanmanın huzuruyla dolduğunu ifade etti.

Müftü Taş da Müslüman olan Eitschgerber'e (Aleyna) Almanca Kur'an-ı Kerim, İslam ilmihali ve CD hediye etti.

İslam'ı seçen Aleyna'ya ihtida belgesiyle birlikte zemzem suyu ikram eden Taş, Müslüman olan birisinin geçmiş günahları affedilerek annesinden yeni doğmuş gibi tertemiz olduğunu söyledi.

www.antalyahaberler.com
28 Ocak 2009

Nazi subayının müthiş sırrı

Yahudilere karşı cinayetler işlemesi sebebiyle elli yıldır Alman istihbaratı ve İsrail gizli servisi tarafından aranan Alman Nazi subayı doktor Aribert Ferdinand Heim, 30 sene Mısır'ın başşehri Kahire'de gizlendi.

The New York Times gazetesinin yayınladığı habere göre 1914 yılında dünyaya gelen doktor Aribert Ferdinand Heim, Hitlerin Waffen SS grubunun ileri gelenlerinden biriydi ve çalıştığı Sachsenhausen ve Mauthausen tutuklama kamplarında Yahudi tutukluları sağlıklı olmalarına rağmen, anestezi de yapmadan ameliyat ederek organlarını çıkarıp öldürmüştü.

2. Dünya Savaşı'nın bitmesinin ardından Almanya'dan kaçan Heim, Kahireye geldikten sonra Kasr El Medine diye küçük bir otelde kaldı. Mısır'daki Müslüman halkıyla yaklaşan Heim, 1978 yılında İslamiyet'e girerek Tarık Hüseyin Ferid ismini aldı.

Kasr El Medine otelinin eski yöneticisi Şerif Mahmud, "Babam Kasr El Medine otelini yönetiyordu ve otelin çatısında bir odası vardı. Tarık Hüseyin de otelin son katında oturuyordu. Yani babam, Tarık'ın komşusuydu. Bu komşuluk ilişkisi zamanla gelişip dostluk haline geldi. Tarık arada sırada bizm evimize gelip bizimle yemek yiyordu. Çok iyi adam olduğu için hepimiz gerçekten onu çok sevdik, hatta onu ailemizden sayıyorduk. Küçük kardeşlerime dersler okutuyordu, onları okula o götürüyordu" şeklinde konuştu.

Heim'in 1965 yılında Kahire'ye geldiğini ve omurgasındaki rahatsızlıktan dolayı doktorların ona Mısır'da kalmasını tevsiye ettiğini ifade eden Mahmud, Heim'i anlatmaya şu sözlerle devam etti:

"Bununla ilgili bazı tıbbi raporlar gördüm. Tarık, 1978 yılında İslamiyet'e girdi. Müslüman olarak da görevlerini yapıyordu. El Ezher Camii'ne gidip namaz kılıyor, oruç tutuyor, zekat veriyordu. Otelin odacılarına bol bol sadaka veriyordu.

Bu yüzden onu çok seviyorlardı. Karısı ve oğlu Roy, her 2-3 yılda bir onu ziyaret etmeye geliyorlardı. Belçika'dan ona para geliyordu. Onu bu paranın nerde geldiğini sorduğumda Belçika'da inşaat şirketlerinin olduğunu söyledi. Hiç arkadaşları yoktu.

Sadece bizimle görüşüyordu. Ancak bir avukatı da vardı. Fotoğraf çekmeyi çok seviyordu. Vefat ettiği gün oğlu Roy, Kahire'ye tesadüfen geldi. Babasının İslami geleneklere göre defnedilmesini kabul etmedi ve polisle büyükelçiliği aradı.

Polis geldi ve Tarık'ın naaşını, bir karar verinceye kadar morga yerleştirdi. Sonra da naaşın Sadaka Mezarlıkları'na gömülmesine karar verildi."

Mahmud, Heim hakkındaki suçlamalara da inanmadıklarını ifade etti ve "Tarık gerçekten çok iyi bir insandı. Ondan hiç kimseye zarar gelmez" diye konuştu.

habervakti.com'dan alınmıştır.

Kendi romanından etkilenip Müslüman oldu

http://www.timeturk.com
Cuma, 13 Mart 2009

Endülüs Medeniyeti, İspanyol romancıların ilham kaynağı olmaya devam ediyor. İspanyol yazar, yazdığı romanının kahramanından etkilenip Müslüman oldu.
Endülüs, tarihi ve kültürel kimliğiyle geçmişte İspanyol yazarlarının ilham kaynağı olduğu gibi bugünde birçok çağdaş İspanyol yazarının, romancının ilham kaynağı olmakta.

Tarihi romanlar, kendisini Endülüs’ün engin mazisiyle ilgili yaratıcı bir kurgunun içinde bulan okuyucunun beğenisini topluyor. Okuyucu Endülüs tarihinin, mevcut medeniyetinin bir bileşeni olduğu düşüncesine varıyor.

Bu trendin kurucu romanları arasında yer alan Felipe Romero tarafından yazılan ve Granata’da yayınlanan ve düzenli baskıları yapılarak kısa sürede klasikler arasına girmeyi başaran "İpek Satıcısının İkinci Oğlu" romanıdır.
Hikâye, tarihte yaşanmış olaylardan ilham alıyor. İslam’ı yücelten ve Müslümanlarla birlikte yaşama çağrısında bulunan, Endülüs Müslümanlarının kovuşturmalarından dolayı kiliseyi aşağılayan Hıristiyan bir yazarın el yazmalarını kaçıran Müslümanların öykülerini anlatıyor.

Ünlü yazar, romancı Antonio Gala, Granata’da Müslüman efsanesinin en son dönemlerini konu edinen "Mor Yazılar" kitabıyla bu trende güç kazandırdı.

Kültürel Miras

Endülüs’ten ilham alan romancılardan birisi olarak kabul edilen Emilio Ballesteros’u “Sekiz yüz yıllık Endülüs tarihini görmezden gelemem” diyor ve ilave ediyor: “Biz İspanyollar bilinçli olarak üstü örtülmüş mazimizi Endülüs tarihinden ilham alınarak yazılan romanlarla yeniden keşfediyoruz. Keşfettiğimiz en önemli gerçeklik; İspanya ve Avrupa’nın kalkınmasında İslam Medeniyetinin çok büyük rolü olduğudur.”

Emilio Ballesteros’u Endülüs’ü konu edinen iki roman yayınladı. İlki “Bereket / La Baraka” ikincisi “Gözyaşı Membaı” ismini taşıyor.

Yazar ikinci kitabı hakkında şunları söylüyor: “Romanımda bir biriyle arkadaş olan üç şair karakterini canlandırıyorum. Her biri bir başka dine mensup. Granata Müslümanların yönetiminden Hıristiyanların eline geçerken yaşanan büyük değişiklikleri, bu insanların her şeye rağmen birlikte yaşama konusunda ne kadar arzulu olduklarını anlatıyor.”

Emilio Ballesteros

Emilio Ballesteros’u “Bereket” adlı romanında ise: Granata’lı Yahya isminde bir karakterin maceralarını anlatıyor. Çocukluk hatıralarının izini süren Yahya Müslüman kimliğini korumak için Kasr el-Hamra şehrinden kuzey Afrika’ya göç ediyor.

Romanının kahramanından etkilenip Müslüman oldu

İlginç olan şu ki, Emilio Ballesteros’u yazdığı romanın kahramanlarından birisinden etkilenerek Müslüman oldu. Ve kendisi şu anda Granata’nın en büyük camisinde düzenli olarak namazlarını eda ediyor.

Emilio, “Bazıları Bereket romanımda benim İslam’ı müdafaa ettiğimi söylüyor. Bütün yaptığım; Hıristiyanların yönetimi ellerine geçirmelerinden sonra dinini yaşamak için göç eden bir kahramanın hikâyesini anlatmaktır” diyor.

Endülüs tarihi romancılığının en tanınmış simalarından birisi olarak bilinen José Manuel Marin Garcia iki roman kaleme almıştır.. Bunlardan ilki olan “Safran” adlı romanında, adı Muhtar bin Salih olan Müslüman bir profesörün hayatını anlatıyor. Prof. Muhtar 1252 senesinde Hıristiyanların egemenliğinde olan bir köyde yaşamını sürdürmektedir.

Prof. Muhtar karşılaştığı dini baskılar sonucunda o zamanlar çok parlak bir yaşamın olduğu Endülüs’te yaşadığı köyünü terk etmek zorunda kalır. Değişik zamanlarda Granata, Sevilla ve Kurtuba şehirlerinde ikamet eder ve farklı dinlere mensup bilginlerle karşılaşır. Muhtar, birbirleriyle uyum içinde yaşayan farklı kültür ve dinlerin arasında yaptığı seyahatlerinin sadece fiziki bir mekân değişikliği olmadığı manevi açıdan da seyahatlerinden çok yararlandığını itiraf ediyor.

Barış suyu ve Tarihi romanlara büyük ilgi

“Barış suyu” adlı ikinci yapıtında yazar İspanya’nın batısında Extremadura bölgesinin Hortes kentinde yaşayan ve kentin yaşlı büyüklerinden sır alan bir gencin öyküsünü anlatmaktadır. Genç, engizisyon mahkemelerinin zulmünden kaçarak İspanyollardan uzak, izole bir şekilde yaşamını dağlarda sürdüren Müslümanlarla birlikte yaşamaktadır.







Ünlü rapçi Snoop Dogg Müslüman oldu


Batı yakasının yaramaz çocuğu Snoop Dogg, yaptığı şarkılar ile müzik listelerinin zirvesinde yer alıyor... Para içinde yüzen Snoop Dogg, aykırı hayatı ile sık sık gündeme geliyor...

Rap aleminin aykırı ve yaramaz çocuğunun Müslüman olduğuna dair daha önce de iddialar ortaya atılmıştı. Şimdiye kadar bu haberler doğrulanmamıştı. Bu kez Snoop Dogg Müslüman olduğunu hayranlarına kendisi duyurdu.

KENDİSİ İLAN ETTİ

Chicago’da gerçekleşen "İslam Ulusu Topluluğu Kurtarıcılar Günü Toplantısı"na katılan Dogg hem para bağışında bulundu hem de İslam dinine geçtiğini açıkladı

ONU ETKİLEYEN İSİM...

Ünlü haber ajansı AP'nin haberine göre ABD'li siyahi Müslüman liderlerden 'Vaiz Farrakhan’ın konferanslarını dinlediğinde çok etkilendiğini söyleyen rapçi, Müslümanlığa onun etkisi ile geçtiğini söyledi.

Snoop Dogg, "Vaiz Farrakhan’ın bir konuşmasını dinlediğinizde kendinizi onun aynasında görüyorsunuz. Bir şeyleri düzeltmek için neler yapabileceğinizi görüyorsunuz” dedi.

Uyuşturucu kullanması ve hapis hayatı ile gündeme gelen ünlü rapçinin bakalım hayatında bundan sonra neler değişecek...

http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=182054

8 Mart 2009 Pazar

Kamerun'da Pigmeler Müslüman oluyor




Kamerun'daki projelerimizi takip etmek için bölgeye giden ekibimiz gıda yardımında bulundukları bir orman köyünde, Pigme'ler olarak bilinen yerli halktan 5 kişinin de müslüman oluşuna şahit oldu. Özellikle kısa boyları ile ön plana çıkan Pigmeler oluşturdukları Orman köylerinde teknolojiden uzak bir yaşam sürdürüyorlar. Kamerun'un ticari şehirlerinden bir olan Doula'ya yaklaşık 3 saatlik uzaklıkta bulunan Kribe'de ormanlık alanlarda basit ağaç dallarından ve yapraklardan yapılan küçük evlerden oluşturdukları köylerde yaşayan Pigmeler arasında İslam son dönemlerde hızla yayılıyor. İslam davetçilerinin bölgedeki etkin faaliyetleri sonucu İslamla tanışan Pigmeler bazı köylerde yine ağaç dallarıyla küçük mescitler bile oluşturmuşlar. Doğa ile iç içe bir yaşam sürdüren Pigmeler köylerinde inşaa ettikleri bu küçük mescitlerde düzenli olarak cemaatle namaz bile kılıyorlar.

IHH Bülteni 04.02.09